T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU

2017/14-1761, K. 2018/407, T. 28.2.2018

FİİLİ TAKSİMİN ŞARTLARI ( Önalım Hakkı – Yasal Ön Alım Hakkına Konu Payın İlişkin Bulunduğu Bir Taşınmazın Varlığı/Bu Taşınmazın Paydaşlarca Kendi Aralarında Taksim Edilmesi/Her Bir Paydaşın Belirli Bir Kısmı Kullanması Gerektiği )

Yargısal içtihatlarda yapılan tanıma göre fiili taksimin söz konusu olabilmesi için üç şart gerekmektedir. Bunlardan ilki, yasal ön alım hakkına konu payın ilişkin bulunduğu bir taşınmazın varlığıdır. İkincisi, bu taşınmazın, paydaşlarca kendi aralarında taksim edilmesidir. Nihayet üçüncüsü ise her bir paydaşın belirli bir kısmı kullanmasıdır. Fiili taksim bulunması halinde yasal ön alım hakkının kullanılamayacağına dair bir yasa hükmü bulunmasa da, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşmayla belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre de paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemli olarak bağımsız bu oluşumun korunması, TMK’nın 2‘nci maddesinde tanımını bulan dürüstlük kuralının gereğidir. Zira TMK’nın 2‘nci maddesinde herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken dürüstlük kurallarına uyması zorunluluğu getirilmiş, uyulmamasının yaptırımı olarak da hakkın kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunmayacağı belirtilmiştir. Bilindiği üzere hakkın açıkça kötüye kullanıldığı tüm hallerde dürüstlük kuralına da aykırılık söz konusudur. Fiili taksimin hukuki dayanağını da TMK’nın bu maddesi oluşturmaktadır ( Tunaboylu, M.: Önalım ( Şuf’a ) Davaları, 4. b., Ankara 2008, s.440 ).  Okumaya devam et

Paylaş

Kara Avcılığı Kanunu – Mülkiyetin Kamuya Geçirilmesi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ

Karar Tarihi: 28/9/2016
R.G. Tarih ve Sayı: 17/11/2016 – 29891

ÖZET: “..Öte yandan mülkiyetten yoksun bırakma gibi ağır bir sonuca yol açan bir yaptırım bakımından başvurucuların davranışları ile mülkiyetten yoksun bırakmaya sebebiyet veren kabahat ya da suç eylemi arasında bir illiyet bağı olduğu ortaya konmalıdır. Başvurucu Fatma Çavuşoğlu, aracın kendisine ait olduğu ve kendisi tarafından herhangi bir eylemde de kullanılmadığı hâlde eşi olan diğer başvurucu tarafından kabahatte kullanıldığı gerekçesiyle mülkiyetinin kamuya geçirildiğinden yakınmaktadır. Bu itiraz, idari yaptırımın iptali istemine ilişkin başvuru sırasında da ileri sürülmüş; Sulh Ceza Mahkemesi, mülkiyeti kamuya geçirilen kamyonetin başvurucu Fatma Çavuşoğlu’na ait olmakla birlikte bu başvurucunun, eşi Bilal Çavuşoğlu’nun gece yarısı elinde av tüfeği ile araçla dışarı çıkarak avlanmaya gittiğini bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçeleriyle bu itirazı reddetmiştir. Buna göre aracın bir kabahat eyleminde kullanıldığı yargı kararı ile sabittir.  Başvurucu Fatma Çavuşoğlu’nun bu aracın izinsiz avlanmada kullanılacağına dair bilgisi olduğu konusunda herhangi bir bilgi veya belge ise dosya kapsamında bulunmamaktadır. Bununla birlikte Sulh Ceza Mahkemesi değerlendirmesini, başvurucu Fatma Çavuşoğlu’nun kabahati işleyen Bilal Çavuşoğlu’nun eşi olduğu ve olayın gerçekleştiği zaman da gözetildiğinde bu aracın kabahatte kullanılacağının bilinmemesinin “hayatın olağan akışına göre” mümkün olmadığı gerekçesine dayandırmaktadır.

Avlanma yasakları kapsamında öngörülen ve başvurucuların aracının mülkiyetinin kamuya geçirilmesi sonucuna yol açan kabahatle korunan menfaat, özünde ekonomik bir nitelik taşımamaktadır. Diğer bir ifadeyle, parasal karşılığı bilinen bir taşıt ile parasal bir değer atfedilemeyecek bir kamusal menfaat arasında gerçek anlamda bir mukayese yapılması ise mümkün bulunmamaktadır. Bu durumda, izin verilmediği hâlde “geceleyin ışık yayan kara vasıtasıyla” avlanma kabahatinde kullanıldığı gerekçesiyle başvurucuların aracının mülkiyetinin kamuya geçirilmesi olayı bakımından kabahatin hukuki konusu ve önemi, korunan menfaat, başvurucuların davranışları ile kabahat eylemi arasındaki illiyet bağı dikkate alındığında, başvurucuların mülkiyet haklarına yapılan müdahalenin av ve yaban hayatı kaynaklarının korunmasına ilişkin kamu yararına dayalı meşru amaç ile başvurucunun menfaatleri arasında olması gereken adil dengeyi bozmadığı ve ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır. 

Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir…”

Kaynak:  https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/Ara?KelimeAra=&HerHangiBirKelime=&BulunmayanKelimeler=&BasvuruNoYil=&BasvuruNoSayi=&BasvuruAdi=FATMA+%C3%87AVU%C5%9EO%C4%9ELU+VE+B%C4%B0LAL+%C3%87AVU%C5%9EO%C4%9ELU&BasvuruTarihiBaslangic=&BasvuruTarihiBitis=&KararTarihiBaslangic=28%2F09%2F2016&KararTarihiBitis=&KarariVerenKurum=&ResmiGazeteTarihi=&ResmiGazeteSayisi=&BasinDuyurusu=&KararBulteni=1

Paylaş

Elbirliği Mülkiyetinin, Paylı Mülkiyete Çevrilmesi ve Ortaklığın Giderilmesi – İİK. 121. madde

T.C. YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ

E.2016/589, K. 2018/6015, T. 26.9.2018

ÖZET: Somut olaya gelince; davacı vekili taleplerinin dava dilekçesinde elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilerek ortaklığın giderilmesi, 27.05.2014 tarihli celsede taşınmaz üzerindeki ortaklığın aynen olmadığı halde satış suretiyle giderilmesi olarak belirtmesine rağmen 28.05.2014 havale tarihli dilekçesinde taleplerinin elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi olduğunu belirtmiştir. Davacı vekili tarafından dava dilekçesine eklenilen … 13. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2013/1467 Esas, 2014/82 Karar sayılı kararı ile İİK’nın 121. maddesi gereğince 292 ada 27 parselde ortaklığın giderilmesi davası açmak üzere alacaklıya yetki verildiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple, davacı vekiline elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi amacıyla icra hukuk mahkemesinden yetki belgesi alması için süre verilmeli, verilen süre içinde yetki belgesinin dosyaya sunulmaması halinde davanın reddine karar verilmeli, verilen süre içinde yetki belgesinin dosyaya sunulması halinde işin esası incelenerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.  Okumaya devam et

Paylaş

Adli Tatil Sona Erdi

Yeni adli yıl 01.09.2018 tarihi itibariyle başladı. Tüm vatandaşlarımıza ve meslektaşlarıma ADİL bir yıl diliyorum…

Paylaş