Nama İfa

T.C. YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ

E. 2016/5968, K. 2019/3488, T. 10.9.2019

DAVA : Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davada hüküm kurulmasına yer olmadığına yönelik verilen hükmün süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Okumaya devam et
Paylaş

Bipolar Affektif Bozukluk

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

E. 2017/6699, K. 2018/12208 , T. 31.10.2018

ÖZET: Bu durumda dosyada toplanan tüm deliller bir kül halinde değerlendirildiğinde, davalı kadının vesayet altına alınmasını gerektirecek bir rahatsızlığının olup olmadığının tekrardan araştırılması gerekmiştir. O halde mahkemece, davalı kadın adına olan tüm tedavi kayıtları ile birlikte eldeki dava dosyası, alınan tüm sağlık kurul raporları hep birlikte Adli Tıp Kurumuna gönderilerek, Adli Tıp Genel Kurulundan görüş alınmak suretiyle oluşacak sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Okumaya devam et
Paylaş

BOZMADAN SONRA ISLAH

T.C. YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ

E. 2018/12682, K. 2019/8387, T. 2.5.2019

ÖZET: 6100 Sayılı HMK’nun 177 ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 06.05.2016 gün 2015/1-2016/1 Sayılı kararı uyarınca; bozmadan sonra ıslah suretiyle talep sonucunun arttırılması mümkün değildir. Fazlaya dair hakların ek dava açılmak suretiyle istenmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davalı idare vekilince verilen dilekçeyle istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Okumaya devam et
Paylaş

T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU

2017/14-1761, K. 2018/407, T. 28.2.2018

FİİLİ TAKSİMİN ŞARTLARI ( Önalım Hakkı – Yasal Ön Alım Hakkına Konu Payın İlişkin Bulunduğu Bir Taşınmazın Varlığı/Bu Taşınmazın Paydaşlarca Kendi Aralarında Taksim Edilmesi/Her Bir Paydaşın Belirli Bir Kısmı Kullanması Gerektiği )

Yargısal içtihatlarda yapılan tanıma göre fiili taksimin söz konusu olabilmesi için üç şart gerekmektedir. Bunlardan ilki, yasal ön alım hakkına konu payın ilişkin bulunduğu bir taşınmazın varlığıdır. İkincisi, bu taşınmazın, paydaşlarca kendi aralarında taksim edilmesidir. Nihayet üçüncüsü ise her bir paydaşın belirli bir kısmı kullanmasıdır. Fiili taksim bulunması halinde yasal ön alım hakkının kullanılamayacağına dair bir yasa hükmü bulunmasa da, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşmayla belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre de paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemli olarak bağımsız bu oluşumun korunması, TMK’nın 2‘nci maddesinde tanımını bulan dürüstlük kuralının gereğidir. Zira TMK’nın 2‘nci maddesinde herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken dürüstlük kurallarına uyması zorunluluğu getirilmiş, uyulmamasının yaptırımı olarak da hakkın kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunmayacağı belirtilmiştir. Bilindiği üzere hakkın açıkça kötüye kullanıldığı tüm hallerde dürüstlük kuralına da aykırılık söz konusudur. Fiili taksimin hukuki dayanağını da TMK’nın bu maddesi oluşturmaktadır ( Tunaboylu, M.: Önalım ( Şuf’a ) Davaları, 4. b., Ankara 2008, s.440 ).  Okumaya devam et

Paylaş