BOZMADAN SONRA ISLAH

T.C. YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ

E. 2018/12682, K. 2019/8387, T. 2.5.2019

ÖZET: 6100 Sayılı HMK’nun 177 ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 06.05.2016 gün 2015/1-2016/1 Sayılı kararı uyarınca; bozmadan sonra ıslah suretiyle talep sonucunun arttırılması mümkün değildir. Fazlaya dair hakların ek dava açılmak suretiyle istenmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davalı idare vekilince verilen dilekçeyle istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ile ecrimisil istemine ilişkindir.

Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak hüküm kurulmuş, karar davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de, gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki;

1-) İlçe merkezindeki bir taşınmaza il merkezindeki satışın emsal alınması doğru olmadığı ve dava konusu taşınmaza yakın bölgeden emsal alınması gerektiğinden bahisle bozma yapıldığı halde, bozma sonrası hükme esas alınan bilirkişi raporunda ilçe merkezinde satışı yapılan taşınmazların gerçek bedelini yansıtmadığı gerekçesi ile bu kez başka ilçede bulunan satışın emsal alınması doğru olmadığı gibi,

Bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmaz ile emsalin vergi değerleri karşılaştırılmadan, bilirkişi kurulunca incelenen ve değer biçmeye esas alınan emsal taşınmazın, bilirkişi raporunda belirtilen tarihteki satışına ilişkin akit tablosu getirtilmeden ve dava konusu taşınmaz ile emsal alınan taşınmazın fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parseli mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parseli mi olup olmadığı tespit edilmeden değer biçildiğinden, denetlemeye elverişli olmayan bu rapora göre hüküm kurulması mümkün değildir.

Bu durumda, taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere olan mesafesini de gösterir krokisi fen bilirkişisine işaretlettirilip, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,

2-) Dava konusu taşınmaza davalı idarece kamulaştırmasız el atıldığı sabit olduğundan, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede arsaların mutad kullanım şekli belirlenerek, dava tarihinden geriye doğru ecrimisil istenen süre içinde kiraya verilip verilmedikleri, veriliyorsa nasıl ve ne şekilde kiralandıklarının taraflardan delilleri sorulmak suretiyle tespit edilmesi, varsa dava tarihinden önceki döneme ilişkin emsal kira sözleşmesinin ibraz ettirilerek, ayrıca bilirkişilerin re’sen bulacakları emsaller de dikkate alınmak suretiyle, taşınmazın ilk dönem getirebileceği ecrimisil miktarı bulunduktan sonra, takip eden dönemler için, ÜFE’deki artış oranları dikkate alınmak suretiyle alacak miktarı hesaplanması gerektiği düşünülmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,

3-) 6100 Sayılı HMK’nun 177 ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 06.05.2016 gün 2015/1-2016/1 Sayılı kararı uyarınca; bozmadan sonra ıslah suretiyle talep sonucunun arttırılması mümkün değildir. Fazlaya dair hakların ek dava açılmak suretiyle istenmesi gerekir.

Bu itibarla bozma öncesi ıslahla arttırılan miktar üzerinden hüküm kurulması gerekirken, talep aşılmak suretiyle fazlaya karar verilmesi,

4-)Dava konusu taşınmaza fiilen hangi tarihte (ay, gün ve yıl olarak) el atıldığı taraflardan sorularak, el atma tarihine ilişkin tüm belgeler (yer teslim tutanağı, geçici ve kesin kabul tutanakları vs) ile dava konusu taşınmaz ve çevresine ait 04.11.1983 tarihinden öncesini ve bu tarihten sonrasını gösterir şekilde hava fotoğrafları getirtilip, hava fotoğrafları ile ölçekli kroki çakıştırılmak suretiyle el atma tarihinin kesin olarak tespit edilerek, el atma tarihinin 04.11.1983 tarihinden önce olduğunun tespiti halinde maktu vekalet ücretine, sonra olduğunun belirlenmesi halinde ise nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği düşünülmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 02/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: www.kazanci.com

Paylaş